Bugun...


Hüseyin Yaşar


facebook-paylas







EĞİTİMDE İÇERİK
Tarih: 25-04-2014 21:49:00 Güncelleme: 25-04-2014 21:49:00


Eğitimde en önemli bileşenlerden biri içeriktir. İçerik müfredat, öğretmen ve veli  söylemlerinden oluşur.Bizdeki  içerik tek ve yalın değildir; niyet olarak  iki bölüme ayırabiliriz:Resmi ve örtülü(sinsi) içerik olmak üzere.
Resmi içerik, büyük ölçüde bir çeşit konular dizini  olan müfredattan oluşur.Bu, doğruyu-yanlışı,güzeli- çirkini ve iyiyi-kötüyü birbirinden ayıran şaşmaz bir yol  göstericidir.Bakanlığın üst katlarında,    okutulacak konular ,  bunların süresi ve büyüklüğü  ‘’bilenler tarafından’’ belirlenir.Bu belirlemede öğretmen ve öğrencinin yeri yoktur.Hazırlanan ve müfredat adı verilen bu paket  ’’ yıllık plana’’ göre,  öğretmenlerce öğrenciye aktarılır(tebliğ edilir).Öğrenci de bu bilgileri kuşku duyup sorgulamaksızın benimser(ezberler).
*  Oysa,Köy Enstitülerinde olduğu gibi,her okul müfredatını, kendi öğretmen kurullarınca,çevresel gereksinimler göz önüne alınarak, hazırlayıp bakanlık onayından geçirildikten sonra  pekala uygulamaya konulabilir. 
Acaba resmi mevcut  içerik, çocuk ve gençlerin bilgi,beceri,tutum ve davranışlarına ne derece  yansımaktadır? Sorulması gereken  soru budur.Yansımadığı aşikardır. Çünkü, yansımadığını bu soruyu  sorabilen herkes  kolayca görebilir.  Bu noktada,  ortaya resmi içeriğin dolduramadığı bir boşluk  çıkar; oluşan bu boşluk, saklı(örtülü) içerikle doldurulur,tutum ve davranışlar  bu  örtülü içeriğe göre  şekillenir. 
 Mevcut  içerikle ilgili yaygın eleştiri  ise resmi içeriğin tutum ve davranışlara ne  yansıyıp yansımadığı değil, müfredatta  akıl,estetik  ve ahlaki değerlere ne derece yer verildiğidir.
Örtülü içerik doğrudan bilinç altına hitap   eder. Onun  için  daha etkili ve  daha kalıcıdır. Bu içeriğin sınavlar  yoluyla ölçülmesi de olanaksızdır.
Örtülü içeriğin(sinsi,sessiz)  bize verdiği  mesajları şu şekilde sıralayabiliriz:
‘’Biz, öğreneceklerimizin miktarını bilemeyiz. Ayrıca, bir bilgiyi ya da davranışı kendiliğimizden öğrenemeyiz, ancak biri tarafından öğretilebiliriz.Bizim görevimiz, verilen bilgileri olduğu gibi bellemektir(kuşku yok).Verilen bilgiler mutlak doğrular olduğu için doğruluğunu  tahkik etmemize , sorgulamamıza   gerek yoktur(tebliğ ve biat).’’
Yaşar Kemal, öğretmen anlatıyor,çocuklar ezberliyor. Bu köleleştirme eğitimidir.Köle özgür insan yetiştirmez;kendine benzeyeni yetiştirir, demektedir
Sorgulamasızlığın olduğu yerde bilim ve teknoloji gelişmez.Birey olmaz.Kişisel ve ulusal gelir düşük olur.Teknoloji ithal edilir.Dışalım dışsatımdan fazla olur.Borç alınır.Borç alan emir almak ve ödün vermek durumunda kalır.Teknolojik dil, dilimize egemen olur.
‘’Sınavlarda sorulanlara yanıt vermezsek, başarısızlıkla cezalandırılırız.Merak edip, ve sorgulamadan / anlamadan bellemenin ise  hiçbir yaptırımı yoktur.
Dersler yalnız sınıf adı verilen beton kutularda yapılabilir.Örneğin , doğal ortamda ders yapmak son derce risklidir.Çünkü üşüyebilir, ıslanabilir,arı sokabilir,çiçek tozları alerji yapabilir veya yolumuzu kaybedebiliriz.Yaşam dediğin sorunsuz olmalı.Sorun varsa bile sorunların bizleri yönetenlerce çözülmüş olması gerekir. Örneğin,’’kar tatilleri’’ de yerinde bir uygulamadır.Çünkü o da tehlikeler barındıran bir olaydır.Büyükler bizleri düşündükleri için okullar  tatil ediliyor.’’
Doğanın doğasında yokluk yoktur.Toprak ile ,su ile ve  gökyüzü ile bütünleşen insan, toplumun ve doğanın beklediği ideal insan olur.  Nitekim,K.E.’ de doğa ile çocuk iç içe- bütünleşik değil miydi?
Köy Enst. çorak ve sapa yerlerde kurulurdu.Amaç, çocuk ve gençleri daha çok sorunla tanıştırmak ve bu sorunlara  çözüm yolları aramaya yöneltmekti.
‘’Ayrıca, bizler güvenilecek kişiler değiliz.Potansiyel suçlularız.Fırsatını bulduğumuz anda çalarız.Böyle olmasaydı, sınavlar sırasında başımızda gözetmen bulunur muydu?
Test sınavlarında,doğru yanıtı, verilen dört veya beş seçenek içinden seçmek durumundayız.Verilenlerin dışında  başka bir yanıt düşünmemize  gerek yoktur.  Test yöntemi sayesinde, soruların yanıtlarını  güzel bir yazı ile kompoze etmek gibi yorucu bir işe girişmekten  de  kurtulmuş oluyoruz. Dünya bir bal çanağı, bize  ise onu kaşıklamak düşüyor’’
                                                                                                                     Hüseyin Yaşar Em. Coğ. Öğrt.(B.A.L.)

 

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • KARİKATÜR
    KARİKATÜR
  1. KARİKATÜR
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Atamız'ın Gençliğe Hitabesi bestelenip aranje edildi
    Atamız'ın Gençliğe Hitabesi bestelenip aranje edildi
  • FOÇA’NIN TEK YÜKSEK OKULU İLK MEZUNLARINI VERDİ
    FOÇA’NIN TEK YÜKSEK OKULU İLK MEZUNLARINI VERDİ
  • EBRU NASIL YAPILIR?
    EBRU NASIL YAPILIR?
  • Kendinden Geçmiş :)))
    resim yok
  • KİMSESİZ ÇOCUKLAR İÇİN ANLAMLI YÜRÜYÜŞ
    KİMSESİZ ÇOCUKLAR İÇİN ANLAMLI YÜRÜYÜŞ
  • İŞ DÜNYASI VE EĞİTİM KURUMLARI AYNI ZİRVEDE BULUŞTU
    İŞ DÜNYASI VE EĞİTİM KURUMLARI AYNI ZİRVEDE BULUŞTU
  1. Atamız'ın Gençliğe Hitabesi bestelenip aranje edildi
  2. FOÇA’NIN TEK YÜKSEK OKULU İLK MEZUNLARINI VERDİ
  3. EBRU NASIL YAPILIR?
  4. Kendinden Geçmiş :)))
  5. KİMSESİZ ÇOCUKLAR İÇİN ANLAMLI YÜRÜYÜŞ
  6. İŞ DÜNYASI VE EĞİTİM KURUMLARI AYNI ZİRVEDE BULUŞTU
VİDEO GALERİ
YUKARI